DR.MÜFİT EKDAL

1936 mezunu Doktor – Yazar Müfit Ekdal

Haydarpaşa Lisesi ismini Haydarpaşa'daki binadan alır. Bu yüzden her Haydarpaşalı içinde okuduğu veya sonradan ismini taşıdığı bu kuruluşun geçmişi hakında bir bilgiye sahip olması gerekir.

Bizim kuşak bu binayı nasıl tanıdı?

Yıl 1930 Kadıköy Lisesi'nin orta sınıfındayız biyoloji hocamız Sadullah Ali Bey derslerini oldukça kalın Fransızca bir kitaptan hazırlardı.O yıllarda bile halen dünyanın önemle üzerinde durduğu kolesterolden bahsederdi bize, bir gün bizim sınıfı aldı sonradan lise olacak olan Haydarpaşa Tıp Fakültesi'ne götürdü. Doktorlardan birine kan dolaşımını anlatmasını rica etti. O yıllarda tıbbi istilahlar hep Arapçaydı Latince kelimeler henüz ders kitaplarına girmemişti.Doktor pek çok Arapça isimler sayarak vücuttaki kan dolaşımını anlattı örneğin kalpten çıkan büyük ana damara şiryanı epher demişti.Yıllar sonra bu isim aorta olarak okutulacaktı.

Tıp fakültesinin bize yabancı olan atmosferi içinde doktor beyin izehatini tam bir hayranlıkla dinlemiştik fakat en büyük heyacan ve şaşkınlığı mermer masaların üzerinde yatan kadavraları görünce hissettik ilk defa bir çok ölüyü bir arada görüyorduk.Tuaf bir duygu ile sarsılmış vaziyette kadavra salonundan yani teşirhanden çıktık tam o sırada hademelerden biri tepsi içine konmuş köfte ve salatadan oluşan öğlen yemeği ni bir doktorun odasına götürüyordu.Bir anda kadavraların buruşmuş etlerinden oluşan vücudu ile köftenin kıyması benim içimde öylesine birleştiki uzun bir süre et yiğemedim.

Aradan üç yıl geçmiş 1933' te Tıp Fakültesi Beyazıt'da halen İstanbul Üniversitesi olan binaya nakledilmişti. Boşalan Tıp Fakültesi' nin yerine Haydarpaşa Lisesi açılmıştı. Bizim kuşak o yıl Kadıköy Lisesine 9.sınıfından 10.sınıfına geçmişti. Ders yıllı başlayınca Haydarpaşa Lisesi'nde 10.sınıfı okumaya başladık. Yeni okul bizim alışık olmadığımız büyüklükteydi. Geniş ve demirden yapılmış merdivenlerden inip çıkan öğrencilerin ayak sesleri yüksek tavanlarda madeni akisler yapıyor, binanın boşluklarına uğultular yayılıyordu. İstanbul'un değişik liselerinden gelen öğrenciler yatılı okuyan Afkanlı, Pakistanlı, Kıbrıslı çocuklar Babil Kulesini hatırlatıyordu. Herkez birbirine yabancıydı. Bu yabancılık ortamında çıkan çatışmalarda hiç eksik olmuyordu. Üst katlar yatakhane olarak kulanılıyor, tam bir kışıla havası oluşuyordu. Ortası büyük bir avlu olarak inşa edilen bina sanki selimiye kışlasının minyatürü idi. Medyadaki eleştiriler arka arkaya geliyor bu kadar büyük bir yapının lise olarak kullanımasının son derce hatalı olduğu ileri sürülüyor, ancak üniversite olur deniyordu.bu kargaşa ve yabancılık içinde iki yıl çabuk geçti.

Bizim sınıf 1936 tarihinde okulun 2. Mezunu oldu ve her birimiz bir tarafa dağıldık ve Tıp Fakültesine girdim 1942 de hekim olduktan sonra haytımın 42 yılını geçirdiğim haydarpaşa numune hastanesinde göreve başladım. Bu esnada karşılıklı iki binanın (tıphane den numuneye) isimli tarihini yazdım. Binalar sultan 2.abdülhamit tarfından mektebi –tıbbiyi şahane ismiyle yapılmış 1903 yılında büyük bir merasimle açılmıştı. Binanın mimarı alxander valeri isimli fransız uyruklu fakat istanbullu bir lavanten idi babası çiçek pasajında şekerlemeci dükkanı işletiyordu binanın iç tezyinatı o yıllarda istanbulda olan italyan mimar d,arankoya bırakılmıştı. Muhteşem yapı iki renkli yontma herke taşından yapılmış, ana kapının karşısındaki demir merdiven belçikadan getirilmişti. Binanın kulelerine yerleştirilen iki büyük saatten biri alaturka ,diğeri alafranga saatleri gösteriyor çok uzaklardan bile saatin kaç olduğu seçiliyordu. Hem askeri hemde sivil doktor yetiştiren bu okulun ismi üç yıl sonra değişmiş, Haydrapaşa Tıp Fakültesi olarak eğitime devam etmişsede ömrü uzun olmamış ,1903 te büyük bir merasimle açılan inanılmaz politik şahsi çekişmelerden sonra 1933 de boşaltılıp İstanbul tarafındaki hastanelere ve beyazıttaki binaya dağıtılmıştır.

Muhteşem binanın tıp fakültesi olarak ömrü sadece 30 yıl sürmüş , Haydarpaşa Lisesine dönüşmüş, bir çok mezun vermiş , kader peşini kırakmamış, lise altunizadeye taşınmış yerine marmara üniversitesinin bir bölümü yerleşmişti. İşte Haydarpaşa Lisesi'nin isim babası olan tarihi bina böyle bir geçmişe sahipti.

Anasayfa | Okulumuzun Tarihçesi | Derneğimizin Tarihçesi | Tüzük | Yönetim Kurulu | Üye Listesi | Meslekler Albümü | Ünlü Mezunlar | Fotoğraf Albümü |
Anılarımız | Görece Dergisi | Okul Marşımız | Okulumuz Adına Yazılmış Şiirler | Okulumuz Müdürleri | Okulumuz Öğretmenleri | Aramızdan Ayrılanlar |
Üyelik  ve  Aidat | Sınıf Listesi ve Sınıf Resimleri | Atatürk Köşesi | Online Üyelik | İletişim