ŞEVKİ AYOĞLU

Haydarpaşa Lisesi’nin yabancısı değildim. Teyze oğlum ve ağabeyim de Haydarpaşa Lisesi’ni bitirmişti. Teyze oğlum sonrasinda Teknik Üniversitede’yi bitirmiş, Ağabeyim de Teknik Üniversite öğrencisiydi. Ortaokulu bitirince, “sen de Haydarpaşa’da okuyacaksın” dediler ve Antalya’nın Elmalı lçesinden kalkıp, İstanbul’a ağabeyimin kalmakta olduğu Şişli’deki öğrenci evine geldim. Kayıt vs. işlemleri tamamlandı ve sonra yatılı olarak okumaya başladım.

Okula alışmaya çalışırken derslerde oldukca geri kalmıştım. Ailede benden önceki jenerasyon Elmalı Ortaokulu’nda iftahar listelerine geçiyordu, bense pek başarılı değildim. Sene kaybım olmamıştı, fakat işi ikmale kalıp geçerek idare ediyordum. O yıllarda Elmalı Ortaokulu Müdürü olan, rahmetli Yusuf Yıldız zaman zaman beni gördüğünde, Ayoğlu’ların en tembeli sensin diye dalga geçerdi. Neyse fazla uzatmayalım, derslerim iyi değildi.

Lisenin hocaları herbiri kendi çapında kıymetli, belli yaşın sahibi kimselerdi. Sn. Mustafa Çaldağ Müdür Muavinimiz, Ateş (Muzaffer bey) Beden Eğitimi hocamız, Biyoloji Hocamız Atiye Yalkın, Matematik Hocamız Nadire Aykanat gibi. Birinci sömestrin bitmesine yakın yapılan veli toplantısında, ağabeyim hocalarla konuştu ve vaziyetin iyi olmadığını söyledi. Bu durum karşısında ben de, bu işi kıvıramayacağım herhalde, bırakır giderim, ben bu işi yapamayacağım gibi bir hisse kapılmaya başladım.

Karneler verildi, benim yedi tane zayıfım vardı ve notlarım oldukça düşüktü. Tarih ve Fransızcam, o günki notlarla 10 üzerinden 2 idi. Karnemi aldım ağabeyime gittim. Açtı ağzını yumdu gözünü, bana söylemediğini bırakmadı. Söylenenler içerisinde beni en çok etkileyen şunlardı: “Ailemizin çok parası olduğu için seni buraya okumaya göndermediler. Anamız babamız ellerinden gelen her türlü fedakarlığı yaparak, bizleri burda okutuyorlar. Okuyacaksan oku, okumayacaksan ittir git!”. Bana bu ve buna benzer laflar ederek hakaret etti. Bu arada kendi canı da sıkkındı. Zira tek derstten (Mekanik) sınıfta kalmıştı. Evden para istemiyordu. Özel ders vererek hayatını kazanmaya başlamıştı. Onun da sorunları vardı. Bu konuşmaların sonunda benim kafamda bir şeyler dank etmeye başladı. Ağabeyime söz vererek, 2.dönemde çalışarak sınıfımı geçeceğimi, aileme karnemdeki zayıflarımdan bahsetmemesini söyledim. Aramızda bir anlaşma yaptık. Benim için çok önemli bir dönemdi. Zira, ağabeyim bu riski almayıp, aileme karneden söz etse belki beni her zaman düşündükleri gibi, bu nasıl olsa okumaz düşüncesiyle okuldan alabilirlerdi. Neyse ki durum böyle olmadı...

İkinci sömestr, ben çok ciddi bir şekilde derslere asılmaya başladım. Bilhassa fen derslerinde ağabeyimin de katkıları oluyordu. Yavaş yavaş vaziyeti düzeltiyordum. Dönem başında Nadire Hanım’dan, sanıyorum cebirden 9 almıştım. Hiç unutmuyorum, Nadire Hanım benim kopya çektiğimi düşünmüştü. Notlar okundu, “953 Şevki, tahtaya!” dedi. İmtahan sorularının aynısını sordu. Ben tahtada soruları çözdüm -ve Nadire Hanım’ın sonraki 3 yıl boyunca en iyi öğrencileri arasında oldum-. 2.dönem, tüm zayıflarımı kurtardım ve sınıfımı direk geçtim. Bu, benim için çok önemliydi. Zira, sorumluluk meleklerim meseleye el koymuşlardı. Ben başarmıştım. Koca sınıftan 2 kişi direk geçmişti ve birisi bendim.

Bana göre butün mesele sorumluluk taşımada idi. Bu konuda ağabeyime çok şey borçluyum, hayatımın yönü Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı okumakla değişti diye hep söylerim. Neden bunları yazdığıma gelince, her insanın bir sorumluluğu kabullenme yaşı ve zamanı olduğuna inananlardanım. Bu, bazı çocuklarda daha ilk okula giderken bile görülebilir, bazısında ise ancak hayata atılınca gelişebilir. Sonuçta, her insan için farklı dönemlerde ve zamanda sorumluluk melekleri ortaya çıkabilir. Eşime dostuma, başarılı olup olmama konusunda, “Kişiler ve bilhassa çocuklar için peşin hükümlü olmamak lazım” diye söylerim, kendimi buna örnek gösteririm.

Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra, çok sevdiğim mesleğim olan İnşaat Mühendisliğini okudum. Hiç sene kaybım olmadan, hiç zorlanmadan eğitimimi tamamladım.Bunda, Haydarpaşa Lisesi’nin ve hocalarımızın çok büyük katkısının olduğunu her fırsatta dostlarıma anlatmak bana keyif veriyor.

SEVKİ AYOGLU 1967 -1970 MEZUNU

 

 

 

 

Anasayfa | Okulumuzun Tarihçesi | Derneğimizin Tarihçesi | Tüzük | Yönetim Kurulu | Üye Listesi | Meslekler Albümü | Ünlü Mezunlar | Fotoğraf Albümü |
Anılarımız | Görece Dergisi | Okul Marşımız | Okulumuz Adına Yazılmış Şiirler | Okulumuz Müdürleri | Okulumuz Öğretmenleri | Aramızdan Ayrılanlar |
Üyelik  ve  Aidat | Sınıf Listesi ve Sınıf Resimleri | Atatürk Köşesi | Online Üyelik | İletişim